Blog

17
2023
Başucumda Bir Gökyüzü

Hani diyor ya şair bir şeyi sahipleneceksen çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahiplen diye.

24 Haziran 2023
2021
Hep Gül :)

buraya da bir öykü gelecek

16 Ağustos 2021
Gidene Mi Zor, Kalana Mı?

Diğerlerinden hiç de farkı olmayan mayıs gününe uyanmıştı. Her şey yolundaydı. Ağaçların yaprakları kendi aralarında bir melodi tutturmuş, oturma odasının penceresinden…

8 Ağustos 2021
Büyüdük Hocam!

Şehirler arası otobüs yolculuğundan yazıyorum bu satırları. Devrik cümlelerim ve ben birkaç saat sonra Düzce’de olacağız. Bir süredir düşündüğüm bir şey var. Büyüdük.

9 Temmuz 2021
Güzel Bir Gün Ölmek İçin!

17 Haziran 2021
Uykumu Uyandırın, Gelsin Artık Geç Oldu

Uzun zamandır yine bir şeyler yazmak isteyip türlü bahanelere sarıldığım bir dönemdeyim.

6 Mayıs 2021
2020
She Past Away But Couldn't Escape

Bu kez olmasın. Bu kez bu yazı yazmak isteyip yazamadıklarımdan, yazıp sildiklerimden, yazıp yayınlamadıklarımdan olmasın. Canım acıyor yine.

30 Mayıs 2020
2019
23. Yaşın Z Raporu

İki yıl önce yine böyle bir amaç için yazdığım “The End of The Chapter21” isimli yazıma “Her yaşında güzel olan insanlar bildiğim için her yaş güzeldir elbet” diye…

23 Ekim 2019
Bi' Şeyler Yanlış

Merhaba, Buraya yazdığım son yazıdan bu yana burayı yazmamı en az bu yazıyı yazma sebebim kadar gerektirecek çok şey yaşadım.

7 Haziran 2019
2018
To Have or To Be

Tam şu anda yarın sınavım olduğu için çalışmayı bitirmem gereken bir dersim, yoğunlaşmam gereken bir sunumum ve toparlanması gereken bir kafam var.

12 Kasım 2018
Kelimeler, Anlamlar, Ruhlar ve Dünya

Selam, Buraya sen oku diye yazdıklarım aslında büyük çoğunlukla kendimi düşünerek ve bu ruh halinin beni çıkmaza sürüklemesini biraz olsun yavaşlatmak isteğiyle yazdığım…

9 Kasım 2018
Neden Burdayım?

Yaşadıklarımı ve hissettiklerimi burada yazarken bir miktar dikkat edip tüm açıklığıyla anlatmama niyetindeyim.

12 Ağustos 2018
Moğolistan’da Bir Türk Kabilesi — Dukhalar

Yaz okulunda aldığım 2 dersten biri olan Kültürel Antropolojiye Giriş dersini bu konuda oldukça fazla araştırma yapmış olan Arif Ajaloghlu’ndan alabildiğim için oldukça…

30 Haziran 2018
2017
"Gençlik Ateş Altında, Gel de Yanma!"

Herkesin hayatında en az bir kere garip bir şekilde tanıştığı insanlar olmuştur. Ama benim o kadar fazla ki böyle tanışma hikayelerim… Hatta liseden itibaren hayatlarına…

8 Kasım 2017
The End of the #Chapter21

Her yaşında güzel olan insanlar bildiğim için her yaş güzeldir elbet diyerek başlıyorum. Ama 21 benim için başkaydı. 22. yaşımdayım ve üzerinden 12 gün geçti.

1 Kasım 2017
İlk Blog Yazım

İlk yazının günahı olmaz diyerek başlıyorum… Aslında bu yazıyı çok çok daha evvel yazmalıydım. Ama malumunuzdur ki hep erteliyoruz.

28 Ekim 2017
Bir Yudum Kitap

Telefonumun bir aydır hafıza sorunu olduğu için bütün mail hesaplarımın senkronizasyonunu sağlayamıyordum.

7 Ekim 2017
← Blog
6 Mayıs 20213 dk okuma

Uykumu Uyandırın, Gelsin Artık Geç Oldu

YouTube videosu

Uzun zamandır yine bir şeyler yazmak isteyip türlü bahanelere sarıldığım bir dönemdeyim. Bunu kıran ise şu ana kadar yaptıklarıyla en çok gurur duyduğum birinin yeni kurduğu yayınevinden çıkan kitaptaki o cümle oldu. Mavi saçlı yaşlı bir kadının gençliğinin tüm ayrıntısını olabildiğince derinden anlatıp sanki o dönemde onunla yaşıyormuşuz gibi hissettiren “Lüzumsuz Kadın”ın hikayesinden bir cümle. Şöyle diyor kitapta; “Neden uykunun iyileştirici gücüne en çok ihtiyaç duyduğumuz yaşlar uyumakta en zorlandığımız yaşlardır?” Altını çizdikten sonra üzerinde biraz düşündüm ve bu yazıyı yazmaya karar verdim. Mâlum sebeplerden dolayı hepimiz evlerimize hapsolduk. Daha önce böyle hissettiğim zamanlarda çözümü kaçmakta buluyordum. Tanımadığım, daha önce hiç geçmediğim sokaklarda kaybolup o düşüncelerden kendimi kurtaracak bir çıkış yolu bulmaya çalışırdım. Ama bir yıldan fazla süredir ne yazık ki böyle bir şey mümkün değil. Çoğu zaman kendime bile tahammülümün olmadığı zamanlar yaşayıp kaçamamak yordu biraz. Ama neyse ki sevdiğim bir yerde, çalışmaktan keyif aldığım işler yapıyorum. Kimi için ızdırap olan mesai saatleri kaçışım oluyor. O altını çizdiğim cümleyle bu anlattıklarımın alakasına gelecek olursam; eğer kolay uyuyabilseydim o saatleri de kaçışıma ekleyebilirdim, ama ne yazık ki tıpkı mavi saçlı yaşlı kadının dediği gibi en çok ihtiyaç duyduğum yaşlar, benim de uyumakta en çok zorlandığım yaşlar oluyır.

Bu ay on üçüncü kiramı ev sahibimin hesabına gönderdim. Bu demektir ki on üç aydır yalnız bir hayat yaşıyorum. Hani derler ya yalnızlığın bir zorunluluk değil de seçim olduğu hali iyidir sadece diye… Benim yalnızlığım bu denklemin neresinde bilmiyorum. Kimi zaman herkesten uzaklaşmak istediğim dünyam kimi zaman başkasının hayatına dahil olma beklentisine giriyor. O beklenti de eğer o hayatın dışında kalmakla sonuçlanırsa vay halime… Ama eskisi kadar önemsemiyorum galiba, eskisi kadar anlamlandırmaya çalışmıyorum. Her hecesini konsantre bir şekilde özümseyerek çıktığım bu yolda cümleler seyreltilmiş bir şekilde sanki. Tatsız, tuzsuz, anlamsız…

Yirmi beş yaşındayım. Bu yaşımın her gününü bunu kendime hatırlatarak yaşasam belki sorunlarımın büyük bir kısmı kendiliğinden azalır. Çünkü eğer Cahit Sıtkı’nın yaşamın yarısı olarak atfettiği 35 yaş benim için öyle olursa 35’imden sonra her gün “Keşke yirmi beş olsaydım.” diyeceğim. Bu kısır döngüye girmek istemiyorum. Aslında yıllara da anlam yüklememek lazım. Bülent Emin Yarar’ın tiyatro atölyesine katıldığımda; “Buradaki herkes toplumun kendisine dayattığı role bürünmüş durumda. Ama isteseniz hepiniz belki de içinde daha rahat edebileceğiniz bir kişiliğe sahip olacaksınız.” gibi bir cümle kurmuştu. Bu durumda aslında sayıları bir kenara bırakıp kaç yaşında hissediyorsak o yaştaymış gibi davranabilsey keşke. Bana sorulsa ben 13 yaşında hissettiğimi söylerdim. Sebebini de 2 yıl önce kendime yazdığım nottan aldığım kısımla açıklayayım:

“…Bir süre daha tekrar düşmeyi ertelemek zorundasın. Ertele ki mezun olabilesin. Ertele ki o 13 yaşındaki kızı daha fazla bekletme. O kız o kadar özledi ki seni… O kadar çok ihtiyacı var ki sana. Kimseyi değil bundan sonra attığın her adımda o kızı düşün. O kızın gözyaşlarını, o kızın sessiz sessiz hıçkırışlarını, o kızın oturduğu balkonun mermerini, içindeki sevgi ihtiyacını asla aklından çıkartma. O kız yalnızdı ve o kıza senden başka hiçkimse ulaşamaz. Halbuki şu an sen yalnız değilsin. Kafanı kaldırıp etrafına bir bak. O kadar çok yerinde olmak isteyen insan var ki… Tüm gücünü toplamak için kendine ve o 13 yaşındaki kıza söz ver. Öyle bir toparla ki kendini bu yıl 24’üncü yaş gününü kutlayan genç bir kadın 14. yaş günü için de bir dilek tutsun. Öyle bir kalk ki ayağa bu yıl kayıp olarak düşündüğün her bir yıla seni o kıza kavuşturduğu için şükrettiğin bir yıl olarak bitsin. Biliyorum yapabileceğini ve yalnız değilim. Onlar da biliyorlar yapabileceğini…”

O kavuşmaya beni götürecek yolda yalnız olmamayı dilerdim. Ama hayat işte, getirdikleri için de götürdükleri için de hesap sorulamıyor kendisine.

Bu yazıyı da sevdiğim bir şarkıyı bırakarak noktalayayım.
Açık denizlerde kaybolmak pahasına çıktığımız o yolun huzur bulacağımız kıyılara ulaşması dileğiyle…

Bu arada özel teşekkür mesajım da aşağıda:
Her ay birbirinden müthiş kitaplar gönderen canım birkutukitap iyi ki varsın.